|
Türkiye 2003 yılından itibaren sağlık politikalarının köklü şekilde değiştirildiği bir döneme girmiştir. Özellikle sağlık hizmetlerindeki erişim ve hakkaniyet sıkıntılarının çözümü için önemli reform hamleleri yapılmıştır. Bu çerçevede birbirini tamamlayan iki reform, “Sağlıkta Dönüşüm Programı” (SDP) ve “Sosyal Güvenlik Reformu” (SGR) eş zamanlı olarak başlatılmıştır. SDP ile Sağlık Bakanlığının hizmet sunumundan zaman içinde çekilerek planlayıcı ve denetleyici bir yapı kazanması, aile hekimliğinin yaygınlaştırılmasıyla kolay erişilebilir ve etkin bir sağlık sistemi oluşturulması hedeşenirken, SGR ile nüfusun tümünün eşit haklarla güvence altına alındığı mali açıdan sürdürülebilir bir finansman sisteminin oluşturulması amaçlanmıştır.
ise Genel Sağlık Sigortası olmuştur. Nüfusun tamamının sağlık güvencesine alınması ve çeşitli sigorta programları arasında hakların eşitlenmesi sonucu ortaya çıkacak ilave finansman yükünün ağırlıklı olarak sağlık hizmeti üretiminde sağlanacak verimlilik artışları ile karşılanması planlanmıştır. İlk altı yıllık uygulamanın ardından sonuç gerçekten de böyle mi olmuştur? Erişim ve hakkaniyet artarken sürdürülebilir bir finansman yapısı sağlanabilmiş midir? Değerlendirmenin ilerleyen bölümünde bu konuda bir durum tespiti yapmaya çalışacağız.
2003 sonrasında neler oldu?
Sağlıkta Dönüşüm Programının temelleri doksanlı yılların başında atılmıştır. Sağlık reformunun temel bileşenleri olan sağlık finansmanı, aile hekimliği ve özerk hastane modelleri 1992-1994 yılları arasında tasarlanmış ve bu modellere yönelik ilk yasa taslakları bu dönemde hazırlanmıştır. 90’lı yılların çalkantılı ekonomik ve siyasi ortamı gerçekleştirilen hazırlıkların bütüncül ve kararlı bir şekilde hayata geçirilmesine olanak vermemiştir. Ancak 2002 yılı sonundan başlayarak 59. ve 60. hükümetler döneminde geçmiş birikimlerden de faydalanılarak planlı, kapsamlı ve kendi içinde tutarlı bir dizi politikanın hayata geçirilmekte olduğu bir döneme girilmiştir.
Bu çerçevede son altı yılda hem sağlık hem de sosyal güvenlik alanında köklü değişiklikler yapılmıştır. Bu değişiklikler ana hatları ile şu şekilde özetlenebilir:
- Sigortalıların yarısının tabi olduğu SSK’lıların sadece sınırlı sayıda SSK hastaneleri ve eczanelerinden hizmet almaları zorunluluğu kaldırılmış bütün sağlık tesisleri ve serbest eczaneler SSK’lıların kullanımına açılmıştır.
- Yaklaşık on milyon kişinin faydalandığı Yeşil Kart uygulamasının sağlık kapsamı genişletilmiş, sadece yatarak tedavilerin karşılanması yerine ayaktan tedaviler ve ilaçlar da kapsama alınmıştır.
- Sağlık hizmetlerine erişimde sosyal güvenlik kuruluşları arasında var olan kullanım kuralları farklılıkları zaman içinde giderilmiş ve nihayetinde 2008 yılı sonunda Genel Sağlık Sigortası uygulamasının da yürürlüğe girmesiyle istisnai birkaç durum dışında tüm nüfus kamu sağlık finansmanı açısından eşit haklara sahip kılınmıştır.
- Hastanın doktor ve hastane seçme özgürlüğü yaygınlaştırılmış, bu çerçevede kamu sigortalı larının özel sağlık kuruluşlarından da hizmet alması yaygınlaştırılmıştır.
Nüfusun yaklaşık yarısından fazlasını oluşturan SSK’lılar ve Yeşil Kart’lılar için ciddi hak ve kapsam genişlemesi anlamına gelen bu gelişmeler nedeniyle mevcut sağlık tesisleri daha çok kullanıcı tarafından erişilebilir kılınmış, bu durum Bağ-Kur ve Emekli Sandığı mensupları için hizmete erişimde belirgin bir zorluğa yol açmıştır. Tüm bu açılımların yaratacağı ilave finansman yükünün yönetilebilmesi amacıyla ilaç, tıbbi malzeme ve sağlık kuruluşlarına yönelik geri ödeme politikalarında sürekli bir arayış ve değişim yaşanmıştır. |